Profesyonel Çözüm Ortağınız
Profesyonel Çözüm
Ortağınız
0216 - 413 40 20

Dezenfeksiyon / Sizi Nelerden Koruyoruz
Sizi Nelerden Koruyoruz

Birçok insan ‘Metisilin dirençli Staphylococcus aureus (MRSA)’ mikrobunun adını televizyon ve gazetelerden işitmişlerdir. MRSA, ‘Methicillin-Resistant Staphylococcus aureus’ kelimelerinin kısaltılmışıdır. Sık görülen bir bakteri türü olan ‘Staphylococcus aureus’ deri üzerinde zararsız bir şekilde yaşayabilmekte, ancak bazen çıban ve yara enfeksiyonları gibi sık görülen enfeksiyonlara yol açabilmektedir. Metisilin ise bir penisilin türüdür. MRSA genelde kullanılan antibiyotikler tarafından  ve yaralarda kronik ve ciddi enfeksiyonlara neden olabilmektedir. Bunların iyileşmesi uzun zaman alabilmekte ve bazen kan zehirlenmesine yol açabilmektedir. Staphylococcus aureus oldukça yaygındır: İnsanların yaklaşık %30’u bu mikrobu burunlarında veya ciltlerinde taşırlar (bu çoğu zaman bu mikrop tarafından ‘kolonize olmak’ diye bilinir). Bununla birlikte, ameliyat için hastaneye gelen hastaların yaklaşık %6’sında MRSA bulunur. MRSA mikrobu sağlıklı insanlar için normalde bir risk oluşturmaz. Mikrobu taşıyanların çoğunluğunda herhangi bir belirti görülmediği gibi bu kişiler taşıyıcı olduklarınında farkında değillerdir. Yaşlı insanlar daha sıklıkla hastanede bulunduklarından etkilenme ihtimalleri daha yüksektir.

 

H1N1 Influenza 09 gribi (Domuz Gribi) yeni bir grip virüsünün neden olduğu bir hastalıktır. İnsanlarda görülen H1N1 Influenza gribi hastalığının belirtileri normal grip belirtilerine
benzemektedir; ateş, öksürük, boğaz ağrısı, kas ağrısı, baş ağrısı, üşüme ve halsizlik. Bazı kişilerde ishal ve kusma da görülmektedir. H1N1 Influenza gribi virüsü bulaşıcıdır ve normal grip gibi yayılmaktadır. Normal grip virüsü öksürme veya hapşırma yolu ile kişiden kişiye bulaşmaktadır. Grip virüsü bulunan bir şeye dokunan ve sonra da ağzına veya burnuna dokunan kişiler de gribe
yakalanabilmektedir. Virüsü kapan kişi hastalığın başlamasından sonraki 7 gün boyunca virüsü bulaştırabilmektedir. Çocuklar, özellikle de küçük çocuklar, daha uzun sure bulaşıcı kalabilmektedir.
Ellerinizi sık sık yıkamanız ve çevrenizdeki yüzeyleri dezenfekte etmeniz hastalık bulaşması ihtimalini azaltacaktır. Virüs sert yüzeyler üzerinde, özellikle de soğuk veya nemli ortamlarda, 72 saate kadar hayatta kalabilir.

 

Genelde E. coli kısaltması ile veya koli basili olarak bilinen Escherichia coli, memeli hayvanların kalın bağırsağında yaşayan bakteri türlerinden biridir. Normalde bağırsakta yaşadığı için, E. coli 'nin çevresel sularda varlığı dışkı kirlenmesinin bir belirtisidir. Bazı E. coli tipleri içinde bulundukları hayvan için zararsız olmalarına rağmen insana geçtiklerinde hastalık yapabilirler. . Bunların en ünlüsü sayılan O157:H7 adlı serotip kanlı ishale ve ölüme yol açabilir. Bu hastalıklar arasında başlıca ishalli hastalıklar olmakla beraber idrar yolu enfeksiyonları, menenjit, peritonit, mastit, septisemi ve gram-negatif pnömoni de sayılabilir Bağırsak florasının normal bir üyesi olan E. coli ile konak organizma arasında uyumlu bir ilişki olduğundan bakteri normalde hastalık yapmaz. Ancak, ortama geçmesi halinde, E. coli bir hastalık etmeni olabilir. E. coli içinde hastalık yapan pek çok tipi vardır. 

 

Vankomisine dirençli enterokoklar (VRE) yataklı tedavi kurumları için önemli bir sorun haline gelmiştir. İnsan bağırsak florasının normal üyeleri olan enterokoklar gittikçe artan bir sıklıkta hastalık etkeni olarak izole edilmektedir. Uzun süre uygulanmış antibiyotik tedavileri, uzun süreli hastanede yatış, ciddi hastalıklar, VRE ile kontamine aletler ve VRE´li hastalar ile temas VRE kolonizasyonu ve infeksiyonu için risk faktörleri olarak sayılabilir. VRE ile kolonize ve infekte hastalar, hastane çalışanlarının kontamine elleri ve çevre yüzeyleri en önemli VRE kaynaklarıdır.

 

Bilinen en eski hastalıklardan birisi olmasına, sebebinin kesin olarak bilinmesine, 50 yıldır tedavisinin mümkün olmasına ve üstelik korunabilir bir hastalık olmasına karşın, hala dünyada en yaygın ve ölümcül bulaşıcı hastalıklardan biri olmaya devam etmekte ve yılda üç milyonu aşkın kişi verem nedeniyle kaybedilmektedir. Halen yılda 8 milyon yeni verem hastası teşhis edilmektedir. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde nüfusun çok büyük bir bölümü Mycobacterium tuberculosis bakterisi ile çocukluğunda karşılaşmıştır. Hastalık farkedilmeden geçirildikten sonra, bakterinin çok dirençli olması nedeniyle, vücutta uyur bir şekilde kalır. Kişinin savunma sisteminin zayıfladığı durumlarda yeniden hastalık oluşturma potansiyeline sahiptir. Hastalanan kişinin tanısı konulduktan sonra mutlaka en az 6 ay süreyle ilaç tedavisi görmesi gerekmektedir.

 

Pseudomonas aeruginosa, çoğu toprak ve suda bulunur. P. aeruginosa özellikle, bağışıklık yetersizliği olan hastalarda solunum ve idrar yollarının, yanıkların ve açık yaraların fırsatçı patojenidir aynı zamanda kanda da enfeksiyonlar yapabilir. Nozokomial (hastane kaynaklı) enfeksiyonların onda biri P. aeruginosa sebebiyledir. Kistik fibroz hastaları P. aeruginosa enfeksiyonlarına özellikle yatkındırlar. P. aeruginosa kirli küvet ve jakuziler gibi su kalitesinin düşük olduğu durumlara maruz kalındığında dermatite sebep olabilir.

 

 Aspergillus, dünyanın her yerine yayılmış yaklaşık 200 mantar (küf) türünden oluşmuş bir cinstir. Yuvarlak hücrelerden oluşmuş mayalardan farklı olarak, Aspergilluslar hif olarak adlandırılan hücre zincirlerinden oluşan ipliksi mantar türleridir.Bazı Aspergillus türleri patojendir, insan ve hayvanlarda ciddi hastalıklara yol açabilirler. Envazif etmen olanlardan en yaygınları Aspergillus fumigatus ve Aspergillus flavus'tur. Alerjik hastalığa neden olanlar arasında en yaygın olanlar Aspergillus fumigatus ve Aspergillus clavatus'tur. Diğer bazıları zirai patojendir. Aspergillus türlerinin bazıları tahıl ürünlerinde hastalık yapar, aflatoksin dahil çeşitli mikotoksinler üretirler.